6 Mayıs 2014 Salı
Kızıldere Katliamı'nın 42. Yılı
‘’yüreğimizin derinliklerine kök salmış
bir çınardır kavgamız/
ummana ulaşmak için coşkunca/
yatağına sığmadan akan ırmaktır sevdamız/
deniz’in, yusuf’un, hüseyin’in
bileklerine kelepçe düşmüş/
mahir’in o dağ yüreğine
tarifi imkansız sızılar/
bağrına saplanan hançerdir
boyunlarımıza yağlanan urgan/
ölüme sayılan günler özgürlüğe
sayılsın diye/
düştü yola mahir, bastı tetiğe“
"Onlar, en karanlık anlarda bile azmin ve inancın simgeleri oldular... / gri bulutlarla dolu gökyüzünde kızıl ufuklara koşan atlılardı onlar...asla direncini kaybetmeden mutlaka gelecek olan güzel günlere inanıp / bunun için savaşan güneşin çocuklarıydı onlar...onların anısı önünde saygıyla eğiliyorum...burda yazılanlar küçük de olsa onların hikayesidir…
Herkes şu küçük anekdotu bilir: yıl 1971, heryerde sıkıyönetim uygulaması vardır, Mahir ve yoldaşları heryerde aranıyorlar, gecenin bulanıklığını bir araba deler. İçinde Yılmaz Güney, Mahir Çayan, Hüseyin Cevahir, Ulaş Bardakçı ve bir yoldaşları daha vardır. Ulaş yolda çıkar. Yılmaz Güney 3 devrimciyi evine getirir. Bütün şehirde evler aranıyordur. Yılmaz Güney’in evine de uğrar askerler. Mahir ve yoldaşları çatıda saklanırlar. Askerler „rahatsız ettik, özür dileriz“ diyerek Mahir’leri aradıklarını söylerler. „Evet, çatıdalar“ der Yılmaz Güney. Askerler şaşırır, birbirlerine bakarlar, teşekkür edip giderler. Mahir’ler de konuşulanları duymuşlardır. Daha sonra Yılmaz Güney, hayatının rolünü burda oynadığını söyleyecektir.
Biz burda duralım. Ne olmuştu da Mahir’ler heryerde aranıyordu? Kızıldere katliamına giden süreç nedir, bunların peşine düşelim biz bu yazıda.
İnsanlar durduğu yerde mi dağlara çıkar, silahları kuşanır?
„Haydi gel, bugün canım sıkılıyor, bari biraz silah atalım“, küçükburjuva psikolojisiyle mi hareket eder? Kuşkusuz hayır. Kimse bilerek sevdiği insanları geride bırakarak engebeli, dolambaçlı bir yola girmez, hele hele tüm baskı mekanizmalarıyla karşısına dikilen bir devlete karşı direnmek, bu o kadar kolay değildir işte, güçlü bir irade, geliştirilmiş bir bilinç, sağlam bir karakter ve yılmayan, inatla, umutla yarınları kurma inancını yitirmeyen bir kişilik gerektirir."
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder