28 Nisan 2014 Pazartesi
Günün olsun
Dam üstünde baykuş sesidir yalnızlık. Böyle gecelerde armağan kederlerden söz açılır. Belki kayboluşlardan. Sazdan sözden belki. İki şarkı döner plakta; biz iki lafın belini kıramazken, ayrı ayrı iki yudum çay içemezken iki hıçkırık vurur. Ah iç yanması. İç acısı bahsettiğim, iç gibi ah'latamayan. Vakit sabaha karşı iken kuş seslerine saklanır hıçkırıklar. Peki ya acı? Dert dediğin sabahlardan başka nereye emanet edilir? Sabahlardan başka umudu mu var ki kulun? Gün akşamı buldu yine bak kederlenmek için. Vakit geldi. Uyan.
Her şarkının vakti var gün içinde. Yas tutmanın akşamı, seni düşünmenin ışığı var. Bir zamanlar şimdilerde iki canan Mohsen Namjoo dinliyordu. Görülür mü o gün ışığı bir bahar daha? Kim bilir. Böyle geçiyor günler bu diyarlarda. Bu diyarlarda bahar böyle karşılanıyor. Bahar özlem oluyor. Pazarı uğurlamak için iyi bir yas biçimi bu. Lal olmak dilbekar olduğuna, pusu olmak. Az biraz daha sussak da dert değil. İki insan ne kadar az konuşursa o kadar derinleşir derler. Sözümüz kasıt, sözümüz tapudur zaten. Sözümüz bıçak. Günün beri gelsin, güzel olsun uykuların/ Canan'lı olsun, canımda dursun.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder